Geleceğimiz Onlarla Şekillenecek

Florya Koleji Anaokulları

Fotoğraf
Galerisi
  • "Çocuğumu sizin gibi duyarlı ve bilinçli bireylere emanet etmiş olmaktan…

    Mine Aksu
  • "Yapmış olduğunuz faaliyetler ve etkinler çok güzel. Öncelikle hepinizi…

    Derya Şener
  • Florya Koleji Ailesinin hem bir parçası olarak hem de velisi olarak mutluluğumu paylaşmak isterim.…
    NAZAN ERYÜZ
  • Kızım Sare 3 yıldır okulunuzda oyunla beraber evdeki ben merkezci hayatından biz hayat şekline…
    Figen Sağsöz
Velilerimiz Anlatıyor
Yorum Yaz
  • Bizi İnstagram Hesabımızdan da takip edebilirsiniz... 👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇 @floryakolejianaokulu ✅✔✅✔...

  • Okul Öncesi Eğitim ile ilgili web sitelerini incelerken günümüzde yaygın olarak kullanılan sosyal medya araçlarının çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini vurgulayan bir yazı dikkatimi çekti. Velilerimizle dönem dönem yaptığımız bire-bir görüşmelerde ve toplantılarda dile getirdiğim düşünceleri çok güzel destekliyordu. Sosyal hayatı sokaktan, bahçeden alıp odalara, ceplere taşıyan, dış dünyayla aramızdaki duvarları ve kapıları kaldırıp, saatlerce vakit kaybettiren “ipad” yerine, çocuklarımız ile birlikte uygulayabileceğimiz aynı zamanda birlikte keyifli zaman geçirebileceğimiz çeşitli etkinlikleri sizlerle paylaşmak istiyorum.  Öncelikle önerim, çocuklarımızın bu aletlerde en çok nerelerde vakit geçirdiğini öğrenmek. Stratejimizi buna göre uygulayalım. Oğlumuz sürekli FIFA oyunlarındaysa, ya da Youtube’dan maç seyrediyorsa, onunla maça gitmek iyi bir fikir olabilir. Ya da parka, pikniğe gidip top oynamak.  Kızınız musically de vakit geçiriyorsa, onunla bu zevkini paylaşıp, beraber video çekebilirsiniz. İlgilendiği, sevdiği şarkı ve şarkıcıları öğrenmeniz onunla büyüdüğü, genç gibi davranmaya çalıştığı bu dönemde ortak bir noktanız olabilir. Justin Bieber’ın son şarkısını beraberce söylemeniz onu sevindirecektir. Benimkini sevindirdi.  Arabada giderken oyalanmaları adına ipad ya da iphone’u ellerine vermek iyi bir fikir olmayabilir. Onun yerine çevreyi seyretmelerini sağlamalısınız. Hayatı kaçırmalarına izin vermeyin derim. Çok uzun araba yolculukları bir istisna olabilir. Ama orada bile arabada oynanabilecek çok oyun var:  Harflerle kelime türetmek,  Arabaların rengini tahmin etmek,  Plakalardan kelime türetmek,  Bir hikayeye başlamak ve devamını hep beraber, sırayla getirmek,  Şarkı söylemek gibi.  Daha küçükler için iş daha kolay bence. Onlar için hayat keşfedilmesi gereken kocaman bir macera gibi. Ne olur, işin kolayına kaçıp, eline ipadi vermeyelim.  Çocuğumuza ipad vermek yerine, minik kızımızla/oğlumuzla mutfakta/banyoda lavaboyu köpüklerle doldurup, oyuncaklarını yıkayalım,  Çocuğumuza ipad vermek yerine, beraber yemek yapalım, sofrayı kuralım,  Çocuğumuza ipad vermek yerine, kurabiye pişirelim,  Çocuğumuza ipad vermek yerine, top oynayalım,  Çocuğumuza ipad vermek yerine, evcilik/arabacılık oynayalım,  Çocuğumuza ipad vermek yerine, eski kutulardan şatolar, kukla tiyatroları yapalım,  Çocuğumuza ipad vermek yerine, saksıya, bahçeye tohum dikelim, olmadı pamuk altında fasulye yetiştirelim,  Çocuğumuza ipad vermek yerine, boya yapalım, parmak boya, suluboya, pastel boya, ne isterseniz,  Çocuğumuza ipad vermek yerine, hamurla bir dünya yaratalım sonra da onlarla oynayalım,  Çocuğumuza ipad vermek yerine, odaları beraber toplayalım,  Çocuğumuza ipad vermek yerine, çorapları eşleştirelim,  Çocuğumuza ipad vermek yerine, müzelere, parklara, alışverişe markete gidelim,  Çocuğumuza ipad vermek yerine, markete gitmeden buzdolabını açıp beraber liste çıkaralım, süt kalmış mı diye ona soralım,  Çocuğumuza ipad vermek yerine, Avm’lerde en çok zamanı kitapçılarda geçirelim, ona okuyalım, ilgi alanı olan kitapları beraber seçelim,  Çocuğumuza ipad vermek yerine, Eminönü’ne gidelim, Kurukahveci Mehmet Efendi’den kahve alalım, o karmaşayı, hayatı görelim,  Çocuğumuza ipad vermek yerine, hayvan barınağına gidelim,  Çocuğumuza ipad vermek yerine, ormana gidelim,  Çocuğumuza ipad vermek yerine, sahile inelim, yürüyüş yapalım, parka gidelim,  Çocuğumuza ipad vermek yerine, tiyatroya, sinemaya gidelim, mutlaka onunla oyuna girelim, sonrasında oyunun kritiğini yapalım, Kaynak: Bahar Anahmias – Kahve Molası Yoğun iş temposu ve günlük işlerin akışından çocuklarımıza ayırdığımız zaman dilimi onların sosyalleşmeleri bakımından yeterli olmamaktadır. Anne, Baba ve çocukla ilgilenen diğer yetişkinlerin ilgileri bir süre sonra yeterli olmamakta, kendi yaş gruplarıyla farklı ortamlarda kazanabilecekleri deneyimler önem arz etmektedir. OKUL ÖNCESİ EĞİTİM VE KAZANDIRDIKLARI Çocuklar okul öncesi eğitim ile sosyal, duygusal fiziksel ve zihinsel birçok beceri kazanır ve geliştirirler. Sosyal olarak paylaşmayı, sıra beklemeyi, kurallara uymayı, karşılıklı konuşmayı, oyun kurmayı, yaşıtları ile çıkan çatışmaları çözmeyi, kendini korumayı ve diğer çocukların haklarına saygı göstermeyi öğrenir. Yemek, uyku, tuvalet gibi özbakım becerilerini kazanmak, anne-babadan ayrı kalmak duygusal gelişimine katkıda bulunarak kendine güvenini artırır. Anaokullarındaki kesme, yapıştırma, boyama, kalem kullanma gibi faaliyetlerin düzenli olarak yapılması ise çocukların ince motor becerilerini geliştirir. Ayrıca koşma, zıplama, fırlatma, tırmanma gibi faaliyetlerle de kaba motor fonksiyonlarını kullanır ve geliştirir. Anaokulundaki nesneleri eşleştirme, sınıflandırma, ölçme, gözlem yapma ve fikirler üretme gibi çeşitli faaliyetler çocuğun matematik ve bilim becerilerinin gelişmesini sağlar. Canlandırma, taklit ve hayali oyunlar sayesinde hayal gücü gelişir. Arkadaşları ve öğretmenleri ile konuşmak dil becerilerini geliştirir. Kitapları incelemek, boyama ve çizimler yapmak, arkadaşlarına mektup yazmak gibi faaliyetler de dikkat ve konsantrasyonun artmasına ve erken okuma ve yazma yetilerinin gelişmesine yardımcı olur. Anaokulu çocuğun yaratıcı yönlerini ve ilgi alanlarını ortaya çıkarmak açısından da önem taşır. Psk.Dan. Jale KÖROĞLU Anaokulu Müdürü Kaynak: http://www.boylesiyok.com/okul-oncesi-egitim-neden-onemlidir/#ixzz4KmJv4jAQ Under Creative Commons License: Attribution...

  • \"Eyy mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü... Işık ışık, dalga dalga bayrağım...\" Mini Mini birlerden Çalışkan ikilere... Küçücüklerden Liseli büyüklere kadar yaklaşık 18 milyon çocuğumuz için sağlık, huzur, mutluluk ve başarı dolu bir eğitim yılı olması temennimiz ile... Yeni Eğitim & Öğretim yılımız hayırlı olsun,,, Özel Florya Koleji Anaokulu...

  • Dostluğu, sevgiyi ve geleceği.. Birlik ve beraberliğimizi, kardeşlik ve dostluğumuzu en sıcak şekilde hissedeceğimiz nice güzel bayramlarımız olsun. Kurban Bayramınız kutlu olsun. Özel Florya Koleji Anaokulu....

  • ...

  • Sayın velimiz; Florya Koleji Anaokullarının ilk basamağını oluşturan anaokulu eğitim programı kapsamında; Çocukların bedensel, bilişsel, duygusal ve sosyal yönden gelişimlerini desteklemek, temel becerileri kazandırmak, olumlu benlik kavramı geliştirmesine, kendini ifade etmesine, özdenetim kazanmasına olanak tanımak, öğrenme isteği ve merak duygusunu uyandırmak ve yaratıcılıklarını geliştirmektir. Bu amaçla; zenginleşen bir öğrenme ortamında farklı kişilerle iletişim kurmayı öğrenmekte ve hayata hazırlanmaktadır. Programda yer alan etkinlikler, çocukların gelişim düzeyi, yaşları ve bilgilerine göre düzenlenirken, becerilerini geliştirici fırsatlar verilmektedir. Proje çalışmaları ile öğrenme ve araştırmaya ilgi duyacakları, neden-sonuç ilişkileri kurabilecekleri ortamlar oluşturulmaktadır. Ana programda Türkçe Dil Etkinlikleri, Dramalar, Fen ve Doğa çalışmaları, Sanat Etkinlikleri birbiri ile ilişkilendirilerek bir bütünlük için de kullanılmaktadır. 2016-2017 eğitim ve öğretim yılı içersinde belirlediğimiz haftalık konular doğrultusunda hazırlanan bültenimiz sizlere her hafta iletilecektir. Sevgilerimizle,,, Mutlu Haftasonları dileriz,,, :)...

  • ! ,,, OKUL MÜDÜRÜMÜZDEN MESAJ VAR ,,, ! 2016-2017 Eğitim&Öğretim yılına başlarken... 2012-2013 Eğitim-Öğretim yılında faaliyete geçen 3-5 yaş grubu Anaokulumuzla birlikte gittikçe büyüyen bir aile olmanın gururunu yaşıyoruz. Hazırlık gruplarımıza Florya Koleji binasında yeni programa göre yapılandırılmış sınıflarda İlkokul olgunluğu kriterleri doğrultusunda eğitim verilmektedir. Çocuklarımız, zihinsel etkinliklerin yanı sıra birçok alanda eğitim almakta ve en önemlisi bilgileri kullanma becerisini geliştirme yönünde birçok oyun temelli etkinliklerle hem eğlenmekte hem de öğrenmenin haklı gururunu yaşamaktadırlar. 3-5 yaş grubu çocuklarımız için yaş gruplarına göre hazırlanmış fiziksel düzende çocuklarımız oyun oynayarak birçok yeni deneyimler kazanmakta, artık ve doğal materyallerle özgün çalışmalar yaparak yaratıcılıklarını geliştirmekte, öğretmenlerinin kılavuzluğunda oynadıkları grup oyunları ile sosyalleşmenin ilk adımlarını atmakta, yabancı dil (İng) tanışarak birçok şarkının ve oyunun farklı bir dilde de söylendiğini fark etmekte, 350 m2 bahçemizde özgürce koşup oynamakta, her şeyden önemlisi çocukluğunu doya doya yaşayarak, eğlenerek ve mutlu, huzurlu olarak yeni deneyimler kazanmaktadırlar. Bizler de Florya Koleji Anaokulu ekibi olarak çocuklarımıza çocukluklarını doya doya yaşatmanın keyfini yaşıyor, mutlu yetişkin olmanın yolunun mutlu çocukluktan geçtiğinin bilincinde olarak sizlerle birlikte büyümenin mutluluğunu yaşıyoruz. En içten sevgi ve saygılarımla, Psk.Dan. Jale KÖROĞLU Florya Koleji Anaokulu Müdürü...

  • Kreş ile Anaokulu Arası Fark Nedir ? Aslında anaokulları ile kreşler ve gündüz bakım evleri her zaman birbirleri ile karıştırılır. Oysa gerek bağlı resmi organlar, gerek tabi oldukları yasal düzenlemeler ve gerekse özellikleri ve uyguladıkları programlar bakımından birbirlerinden farklı kuruluşlardır. Bu iki kuruluş arasındaki en temel fark, kabul ettikleri yaş grupları itibariyledir. Kreşler ve gündüz bakım evleri, 0 ile 3 yaş arasındaki çocuklara hitap ederken, anaokulları 3 ile 6 yaş arasındaki çocuklara hitap etmektedir. İkinci önemli fark uyguladıkları programlar bakımındandır. Kreşler ve gündüz bakım evleri, birer eğitim kurumu değil, sosyal birer kuruluştur. Bu kuruluşlarda eğitim ağırlıklı oyun üzerine kuruludur. Ama anaokullarında eğitim ağırlıklı oyunla beraber eğitim ön plandadır. İlköğretim öncesinde milli eğitimin genel amaçları ve ilkeleri doğrultusunda çocukları ilk öğretime hazırlamak esas hedeftir. Üçüncü fark bağlı oldukları yasal düzenlemeler açısındandır. Kreşler ve gündüz bakım evlerinin nasıl kurulacağı, nasıl çalışacağı, çalışma yöntemleri ve çalışanların nitelikleri, 1996 yılında çıkarılan Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri İle Özel Çocuk Kulüpleri Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmelik’te tanımlanamıştır. Anaokullarının kuruluş, yönetim, eğitim, görev ve işleyişine yönelik usul ve esaslar ise 2004 yılında çıkarılan Okul Öncesi Eğitim Kurumları Yönetmeliği ile düzenlenmiştir. Bu iki kuruluş arasındaki dördüncü fark bağlı oldukları resmi kuruluşlar bakımındadır. Kreşler ve gündüz bakım evleri, Sağlık Bakanlığı, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak faaliyet gösterirler ve denetimleri bu makam tarafından yapılır. Anaokulları ise çocuklara okul öncesi eğitim veren, bağımsız kuruluşlardır ve ilkokul bünyesinde değillerdir. Yine de Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı faaliyet gösterirler ve denetimleri bu makam tarafından yapılır. Anaokullarının sadece altıncı yaşa hizmet veren ve anasınıfı olarak isimlendirilen bölümleri ilkokul bünyesinde kabul edilmektedir. Son yapılan düzenlemelerde bu yaş beşe kadar olmuştur. Ama gerek kreşler ve gündüz bakım evlerinin ve gerekse anaokullarının ortak bir özelliği bulunmaktadır. O da çocukları, sosyal ve duygusal açıdan ilkokula hazırlamaktır. Çocukların, ilköğretim öncesinde, fiziksel çevre koşulları açısından daha uygun, onların dünyasına göre tasarlanmış ve renklendirilmiş ve daha önemlisi büyük çocuklarla birlikte olmadıkları bir ortamda uyum göstermeleri, özellikle evden ilk defa ayrılacak olan çekingen yapıdaki çocuklar için oldukça caziptir....

  • ...

  • ...

  • Ülkemize ve tüm dünyaya barış, huzur, esenlik diler; Dünya Barış Günü\'nüzü kutlarız....

  • ...

  • Velilerimizin Dikkatine,,, Eğitim & Öğretim Desteği başvuruları için 02.09.2016 Cuma günü son gündür....

  • Türkiye Cumhuriyeti topraklarını canlarıyla, kanlarıyla \"Vatan\" yaparak, 30 Ağustos 1922 tarihini büyük ve şanlı bir zafer olarak tarihe kazımış olan başta Cumhuriyetimiz Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk\'ü, silah arkadaşlarını, Kurtuluş Savaşı\'nın tüm kahramanlarını, aziz şehitlerimizi ve ebediyete intikal eden gazilerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz....

  • ...

  • <3 ,,,Mutlu Haftalar,,, <3 Değerli Velilerimiz, Eğitim ve Öğretim desteği başvuruları 15 Ağustos-02 Eylül 2016 tarihleri arasında gerçekleştirilecektir. Başvurmak isteyen velilerimizin http://ookgm.meb.gov.tr adresindeki e-kılavuzu dikkatle incelemelerini ve tüm belgeleriyle eksiksiz olarak okulumuza gelmelerini önemle rica ederiz. Özel Florya Koleji Anaokulu...

  • Değerli Velilerimiz, “Geleceğimizin sağlam temeller üzerinde kurulmasının ve yarınlara güvenle bakmamızın ön koşulu, çocuklarımızın bilgili, kendine güvenen, eleştirel düşünebilen ve sorgulayan kişiler olarak yetişmeleridir.\" Çocuklarımızın bilgili, kendine güvenen, düşünen, araştıran ve dünyaya açık insanlar olarak yetişmeleri hedefiyle ilerleyen ve hızla büyüyen Anaokulumuz, 2016-2017 Eğitim & Öğretim Yılına 05.09.2016 Pazartesi günü başlayacaktır. İlk hafta çocuklarımız için oryantasyon haftası olup, açılışımızda sizleri de aramızda görmekten büyük mutluluk duyacağız. Keyifli Hafta sonları dileriz,,, <3 Özel Florya Koleji Anaokulu...

  • Çocukların Kalbine Girmenin Yolları 1-Onlarla az konuşup çok anlama yoluna gidin. Anlamadan anlaşılmayı beklemeyin. Bunun yolu da etkin ve kaliteli dinlemekten geçeceğini asla unutmayın. 2-Söz verdiğiniz şeyleri muhakkak yapmaya çalışın. Onlar, asla söylenenleri unutmaz. 3-Çocuklar, işaret parmağınızı değil ayak izlerinizi takip eder. Yani hareketler sözlerden daha yüksek sesle konuşur. Yaptıklarınız, eylemleriniz sözlerden daha etkilidir. 4-Onlara dokunun, sıvazlayın, sarılın, temas kurun. Bugün Avrupa’da birçok doktor reçetelerine ilaç yerine sabah 3 defa, öğle 3 defa, akşam 3 defa sevdiklerinize çocuklarınıza sarılın diye reçete belirtiyor. 5-Neden soruları yerine, ne, nasıl sorularını sorun “Bunu neden yaptın?”, ” Neden sinirlisin?” v.b. sorular çocuklara yargılayıcı ve tehdit edici gelebilir. Bunun yerine “Ne oldu? Nasıl oldu ?” gibi sorular sorarak onların duygu ve düşüncelerini öğrenerek, kendi çözüm yollarını üretmelerine, düşünce güçlerini geliştirmelerine yardımcı olun. 6-Onları eleştirirken şahsını, kişiliğini değil; yapmış olduğu eylemi eleştirin Yani “sen aptalın tekisin” yerine “yapmış olduğun bu hareket doğru değildi” gibi. Överken de aynısını yapın. 7- Çocuğunuzu başka çocuklarla kıyaslamayın. Her çocuk ayrı bir dünyaya sahiptir. Ayrı ayrı yetenekleri ayrı ayrı zekâları ve ayrı ayrı ruh yapıları vardır. Bu yüzden başka insanlarla olumsuz bir şekilde kıyaslanmak bırakın çocukları büyük insanları bile üzer. 8-Hatalarını yüzüne vurmak yerine onlara yakınlık gösterin. Hataları yüze vurmak insana direnç yaratıyor. Adeta arabanın vitesini geri almak gibi bir etki oluşturuyor. 9-İşi, gücü, eşi, aşı belli zamanlarda askıya alın, onlarla gezin, tozun, uzanın, takla atın… 21.yüzyıl, bize ilişkinin değil işin öncelikli olduğunu telkin ediyor. Oysa çocukların anne ve babalarıyla çok yakın ilişkiye ihtiyaçları vardır. 10-Anne ve baba olarak asla melek rolüne girmeyin. Çünkü sizde hata yapabilirsiniz. Her şeyin eksiksiz, hatasız ve kusursuz olsun yolundaki saplantılarınızı pencereden aşağı atın. 11-Okuldan gelince ilk sözünüz, dersten, nottan önce bugün doya doya oynadın mı sorusu olsun… Oyun çocuklar için gıda gibi elzem bir ihtiyaçtır. Malum günümüz çocuğu beyaz betonlar arasına sıkışıp kalmıştır. Devasa enerjiler bir türlü atılamamaktadır. 13-Düşüncelerini değiştirmeden asla davranışlarını değiştirmeye çalışmayın. Yani önce kalbini gönlünü feth edin davranışlar bu sayede kendiliğinden değişecektir. 14-Çocuğunuza sevgiyi şartlı öğretirseniz o da sizi şartlı sever. Örnek: Seni Severim eğer uslu çocuk olursa sözünün geri dönüşü bende seni severim ama sende benim istediklerimi yaparsan olacaktır. 15-İlginin dozajını iyi ayarlayın, aşırı ilgi, ilgisizlik kadar zararlıdır. Örnek: İlacın azı fayda vermez çoğu da zehirler. Unutmayın: Yüzyıllar öncesinde olduğu gibi modern çağda da insanların kalbine girmenin tek yolu, bir gülümseyişte, sıcak bir sözde, içtenlikte gizli. “Çocuklar hayatımızın fotoğraflarıdır, nasıl poz verirsek öyle resim alırız.” Nevzat ÖZER Psikolojik Danışman-Eğitimci Yazar...

  • ,,,ÇOCUKLARIMIZLA KONUŞURKEN,,, *****30 AYLIK ( 2 YAŞ ) Bu yaşlardaki çocukların ilk öğrendikleri sözcükler, bedeninin parçaları, basit eylemler, tanıdık (yakınında bulunan) nesneler ya da kişilerle ilgilidir. Çocukların söylemeye çalıştıkları sözcükler birbirleri arasındaki farklılıkları da göstermektedir. Bazı çocuklar ağırlıklı olarak nesnelere, bazıları insanların isimlerine, bazıları ise sosyal rituellerle ilgili sözcüklere (merhaba, baş baş vb ) yönelmektedirler. Çocuk bu yaşlarda bir nesneyi doğru olarak adlandırdığı zaman çevresindeki yetişkin tarafından ödüllendirilmeli, en azından onaylanmalıdır. Çocuk için, bir nesneyi doğru olarak adlandırdığında anne-babanın tezahürat yapıp gülmeleri bile bir çeşit ödüldür. Böylece çocuğa, gösterdiği doğru adlandırma davranışı için, sonraki denemeleri konusunda yol gösterilmiş olur. Çocuk bu yaşlarda da, bir nesneyi tanımlayan bir sözcüğü öğrendiği zaman, onu benzer olan başka bir nesneye de kullanma eğilimindedir. Böyle bir durumda anne ya da babanın müdahale edip çocuğu ılımlı bir biçimde düzeltmesi gerekebilir. Örneğin, “O elma değil, portakal” denilerek, çocuğun iki ayrı nesneyi ve isimlerini ayırt etmesi sağlanabilir. Çocuğun sözcük dağarcığının gelişebilmesi ayırt etmelerle ilişkili olduğundan, anne-babanın bu davranışı görmesi gereklidir. Ancak “ Bu o değil.” Derken eleştirici, kırıcı olmamaya çalışmakta yarar vardır. Çocuğa renklerden ve sayılardan söz edebilirsiniz. Özellikle gündelik, yakın ve gerçek çevredeki durum ve olayları temel almalısınız. Örneğin,”Senin bir burnun var ama iki kulağın var.”Ya da “Ayakkabıların kırmızı”… Sevdiği kitapları çocuğunuza defalarca okuyun. Öykünün bazı ayrıntılarını onun tamamlaması için teşvik edin. Örneğin, “Ahmet’in küçük bir ………..varmış.”deyin. Kuzusu sözcüğünü bırakın o tamamlasın. Karşıt anlamlı sözcükleri ( büyük/ küçük, Uzun / kısa ) çocuğa söyleyin. Ancak söylerken somut nesnelerle destekleyerek anlatımını desteklemelisiniz. Çocuğun ayakta durabilmesi ve yürümeye başlaması, kucağa daha az alınarak konuşulmasının da beraberinde getirir. Oysa çocuk ve yetişkin arasındaki boy farkı hala fazladır. Bu durumda çocukla konuşurken onunla aynı göz hizasına gelmek için birlikte yerde veya koltukta oturmanız ya da çocuğun önünde çömelmeniz önerilir. Çocuğun yanlış ya da eksik olarak söylediği cümlelerin doğrusunu, heceleri ve sözcükleri vurgulayarak siz söyleyin. Ama ona yanlış, eksik konuştuğunu asla söylemeyin ve bu konuda eleştirmeyin. Örneğin “ Bu mamyon benim”dediğinde, yalnızca “Evet bu kamyon senin” demeniz yeterlidir. Çocuk eksik konuştuğunda, eleştirmemenin yanı sıra, dalga geçip eğlence konusu yapmamaya da özen göstermelisiniz. Önemli olan çocuğun cesaret edip aktif olarak konuşmaya çalışmasıdır. Çocuk bir şeyler anlatmaya çalıştığında tüm dikkatinizi vererek dinlemelisiniz. Anlattıklarını anladığınızı gösteren tepkileri, hem beden dilinizle ( kafa sallayarak, göz açarak)göstermeli, hem de söylediklerini sözel olarak tekrarlayarak “Aktif dinleme” yapmalısınız. Evdeki kişilere ait eşya ve nesneleri onunla birlikte konuşarak gruplayın. “Bu babanın kravatı, bu annenin şapkası, bu senin önlüğün” gibi Basit tek aşamalı yönergeler vererek, yerine getirmesini isteyin. “Tabağı masaya, arabaları sepete koy”gibi. Başardığında el çırparak, gülerek başına okşayarak tepki verin. Başaramadığında yönergeleri tekrarlayarak ve ek ipuçları vererek desteklemelisiniz. Çocukla konuşurken kullanacağınız sözcükler ve deyimler onun anlayabileceği kadar basit olmalıdır. Kurduğunuz cümlelerdeki ifadeler uzun ve karmaşık olduğunda çocuklar için anlamlandırılması güç olacaktır. *****36 AYLIK ( 3 YAŞ ) Yakın çevresindeki nesneleri birlikte sayabilirsiniz Nesnelerin farklı ve benzer yönlerini söyleyerek dikkatini çekmesini sağlamalısınız. Akranlarıyla etkileşim halinde olması ve oynaması için olanaklar sağlamalısınız. Çocuğunuzun seçim yapması için seçim durumları yaratmalı ve seçimlerine saygı göstermelisiniz.(Mavi kalemi mi yoksa kırmızıyı mı istersin ?)gibi Çocuğunuzun söylediği cümleleri, eksiklerini tamamlayarak tekrar etmelisiniz. Çocuğunuzun size yardımcı olması için olanak vermeli ve bu sırada yaptığı işle ilgili konuşmalısınız. Öykü kitaplarına birlikte bakarak, resimlerle ilgili olarak kendisinin öykü yaratması için teşvik etmelisiniz. Üç ya da daha çok sözcükten oluşan cümleler kurduğunda anladığınızı gösteren tepkiler vermelisiniz. Çocuğunuza “Nerede”, “Ne yapıyor?” gibi sorular sormalı ve uygun yanıtları verebilmesi için teşvik etmelisiniz. İki aşamalı yönergeler vererek yerine getirmesini isteyin. “Kitapları topla ve annene götür” gibi. Bir ve hepsi sözünün anlamını kavrayabilmesi için “birini bana ver ya da hepsini ver “diye sorulabilir. Bu sırada söylenen yönerge, somut nesnelerle görsel hale getirilerek desteklenmelidir. Eğer çocuğunuz başkaları ile oyun oynamıyorsa, çok seyrek veya hiç göz kontağı kurmuyorsa ve sadece tek bir oyuncakla oynama davranışı gösteriyorsa bir uzmana başvurmalısınız. *****48 AYLIK ( 4 YAŞ ) Bu yaşlarda çocukların merak ettiği konularla ilgili soruları yoğunlaşır. Sordukları sorulara anlaşılır, tatmin edici yanıtlar alıncaya kadar soru sormaya devam ederler. Yetişkinler her konu ile ilgili sorularına hazırlıklı olmalı ve paniklemeden, sakin bir biçimde doğru ve basit yanıtlar vermeye çalışmalıdırlar. Eğer sorular yetişkini hazırlıksız yanıtlamışsa, baştan savma yanıt vermektense, çocuktan süre istemek ya da çocuğu gerçekten bilen birine yönlendirmek en uygun davranıştır. Beş yaşına doğru çocukların kelime hazineleri gelişmiştir ve ikiden fazla sözcük içeren cümlelerle rahatlıkla konuşabilirler. Bu yaşlarda çocuklar, başkaları ile selamlaşabilirler. Selamlaşma hem sosyal gelişim göstergesidir, hem de iletişim açısından çocuğun kendi girişimi ile etkileşim başlatabildiğini belirtir. Çocuğun kuklalar yapmasına ve onları kullanarak öyküler anlatması / uydurmasına olanak verilir. *Çocuğunuza çeşitli öyküler okumalı ve öykü ile ilgili çeşitli sorular sormalısınız. *Resimli kartları adlandırma, benzer kartları bulma ve ilişkilendirme, eşleme oyunlarını çocuğunuzla birlikte oynamalı ve resimler hakkında konuşmalısınız. *Çocuğunuza nesne ve olaylarla ilgili açıklayıcı bilgiler vermelisiniz. “Bak bu çam ağacı,yapraklarını görüyor musun, sivri sivridir..Kışında bu ağacın yaprakları dökülmez.” *Yaşıtları ile düzenli olarak bir arada olmasını ve oynamasını sağlamalısınız. Bir okulöncesi eğitim kurumu bunun için en uygun ortamları sağlar. *Günlük etkinlikleri çocuğunuzla birlikte planlamaya çalışın. Örneğin plaj gezisi için ve plaja giderken hazırlayacağınız eşyaları birlikte sayarak, isimlerini söyleyerek hazırlayabilirsiniz. *Çocuğunuza üç aşamalı yönergeler vermelisiniz. “Şapkanı dolaptan al, başına giy ve bahçeye çık” gibi. Bu çalışmayı mutlaka bir yerlere giderken değil oyun şeklinde de geliştirebilir ve çocuğunuzun da size yönergeler vermesini sağlayabilirsiniz. Böylece hem eğlenecek hem de yönerge alma becerisi gelişecektir. *Bir olayın meydana geliş sürecinde, sonraki aşamada ne olacağını sorarak, bulmalısını isteyin. “Arabanın lastiğine çivi batmış. Sonra ne olmuş?” *Bir öyküyü anlattıktan sonra öykü ile ilgili ayrıntıları sorabilir ve hikayedeki kahramanlar, olaylar hakkında konuşabilirsiniz. Hikayenin sonunun başka nasıl bitebileceği hakkında sohbet edebilirsiniz. *Dört ya da daha fazla sözcükten oluşan cümlelerle konuşabilen bu yaştaki çocuğun anlattıklarını dikkatle dinlerken, anlattıklarını önemsediğinizi, ciddiye aldığınızı gösteren sorular sormalı ya da yorumda bulunmalısınız. Çocuğunuzun duygularını anlatması için olanaklar tanıyın. Bu sırada koşulsuz kabul belirtilerini kullanmak, eleştirmemek, yargılamamak, hafife almamak gerekir. Çocuğunuzun duygularına saygı göstermeli ve anlamaya çalışmalısınız. Duygularını sözcüklere dökemese de yaşadığı durumun içeriği, yüz ifadesi, mimikleri, ses tonu gibi bilgileri dikkate alarak duygusunu ona siz yorumlayın. Örneğin, herkesin kendisine güldüğünü söylerken kekeleyen ve yüzü kızaran çocuğa “Herkes sana gülünce kızmışsın” diyerek duygusunu yorumlamanız, duygusunun farkına varılması, bir ölçüde de olsa ifade bulması açısından rahatlatıcıdır. Böyle bir durumda çocuğunuzla beden teması kurmanız, ona sarılmanız da desteklendiğini hissetmesi açısından önemlidir. Anne-babanın yetişkin olarak duygularını dile dökmesi, ifade etmesi, çocuk için model davranışlardır. Bu yaşlardaki çocuklarla konuşulurken metafor ( benzetme) kullanma konusunda çok dikkatli olmak gerekir. Çünkü anlamayabilirler. Örneğin acımasız davranışları olan biri için “Ne kadar taş kalplisin” denildiğini duyan bir çocuk o kişinin kalbinin gerçekten taştan yapılmış olduğunu zannedebilir ve ifadenin altında yatan asıl anlamı algılayamaz. *****60 AYLIK ( 5 YAŞ ) *Çocuğunuzun öyküler yaratması için ipuçları sunun ( Bir şapka, bir sincap ve yağmurlu bir gün gibi ) *Bir günü nasıl geçirdiğini size anlatmasını isteyin. Ancak bu sırada belirli başlıklar sunarak ona yardımcı olun. “ Bugün hangi resmi yaptın?” “Hangi şarkıyı öğrendin?” ya da “ Hangi şarkıyı söyledin?” gibi… Görüldüğü gibi böyle bir soru, çok genel bir biçimde sorulmak yerine sınırları belli ve açık bir biçimde sorulmalıdır. Çocuğunuza bu tip soruları sorgular gibi sormamalısınız. Sakin bir biçimde ve olumlu bir tavırla sormalısınız. Özellikle okulla ilgili soruları, okulu araştıran ve okula güvenmeyen bir tarzda sorarsanız, çocuğunuzun okula güveni sarsılabilir. Çocuktan gözlediği bir olayın, kendisine okunan bir öykünün gelişme sırasını anlatmasını isteyebilir ve bunları ifade ederken sorular sorarak farkındalığını geliştirebilirsiniz. “Tren yola koyulmuş. Sonra bir ormana gelmiş.”gibi Ev ortamında yapabileceği işler, sorumluluklar verin ve üzerine alıp yaptığı işlerle ilgili konuşmalı ve üzerine alıp yaptığı işlerin sırasını anlatması için teşvik edebilirsiniz. Kısa öyküler okuyarak başladığınız hikaye zamanlarında yavaş yavaş uzun hikayeler okumaya geçebilirsiniz. Okuduğunuz öykünün nedenleri ve sonuçları ile ilgili konuşabilirsiniz. Okunan öyküden nasıl bir ders çıkarılması gerektiğini tartışabilirsiniz. *Oyun sırasında “Niçin?” “Nasıl?” “Eğer öyle olmasa ne olur?” gibi sorular sorarak oyunu genişletmelerine yardımcı olabilirsiniz. *3 aşamadan fazla yönergeler vererek gerçekleştirmesini izleyin. “ oyuncaklarını sepete koy. Sepeti dolaba yerleştir. Dolabından yeni aldığımız kitabı al ve ilk sayfadaki resmi boya “ *Öykülerdeki karakterleri daha renkli ve ayrıntılı olarak canlandırabildiğinden bu tür oyunlar için olanak tanınmalıdır. *Çocuğunuza dün, bugün ve yarın ile ilgili sorular sorarak zaman kavramının gelişmesine yardımcı olabilirsiniz. *****72 AYLIK ( 6 YAŞ ) Bu yaştaki çocuklar, yetişkinlerin kendi aralarındaki iletişimlerine daha sık olarak katılabilir ve bundan hoşlanırlar. Yetişkinlerin konuştukları konular çok özel olmadıkça bu davranışlarına izin verilmelidir. Kuralların dayandıkları nedenler bu yaşlardaki çocuklar tarafından daha açık olarak anlaşılabilir ve bu nedenle de kurallara uyma davranışlarında giderek artış görülebilir. Ancak kuralların nedenleri kendilerine açıklanmalıdır. Bu yaşlardaki çocuklar sosyal açıdan daha gelişmiş çocuklardır. Başkalarının duygularını da daha kolay anlarlar. Başkalarının duygularını daha kolay anlamaları bir yandan kabul etmeli bir yandan da gerekli tepkiyi gösterebilmelidir. Yukarıda da belirtildiği gibi, çocuğun duygularını sonradan fark etmesi de kolaylaştırılmış olur. Çocukların duygularını açıkça söze dökebilmeleri, gerginliklerinin rahatlatılması ve daha az hırçınlık göstermelerinin sağlanması açısından değer taşır. Yedi yaşa doğru, çocukların benzetme yoluyla anlatımdan yararlandıkları görülür. Bu nedenle bu yaş basamağından itibaren, çocukla konuşurken anlamı güçlendirmek için benzetmelerden yararlanmak olanağı artar. Ayrıca gene bu yaşlardaki çocukların, iletişimin başka bir boyutu olan yazılı iletişim becerilerini ( okuma- yazma ) kazanmaya hazır oldukları görülür. Anne- babaların bu konuda yapabilecekleri en önemli katkı, daha küçük yaşlardan başlayarak, çocuklarla birlikte, resimli kitaplara bakmak, çocuğa kitap okumak ve aile ortamında kitap gazete bulundurup, okuyarak çocuğa model olmaktır. Psk. Dan. Jale KÖROĞLU...

  • ...

  • Değerli Velilerimiz, Anaokulumuza gösterdiğiniz yoğun ilgiden dolayı teşekkür ederiz. Kontenjanlarımız sınırlıdır, kesin kayıt için geç kalmayınız. İletişim: 0212 573 05 40/41 0507 848 83 99...

  • Toplumsal birlikteliğin samimiyetle yaşandığı ortak değerlerimizin hatırlandığı bayramınızı kutlar, bütün insanlığın barış ve huzura vesile olmasını dileriz. ,,, Özel Florya Koleji Anaokulu,,,...

  • Sıkça Sorulan Sorular

  • Başarılar

  • Okul Ücretleri

  • Kayıt Bilgileri

  • İnsan Kaynakları

  • Florya Bülteni

  • Yemek Menüsü